Kim bizi sevdiğini söyler, aşıklık davasına girişir, sonra tutar bizden üzülüp kırıldığını veya sıkıntı duyduklarını söylerlerse, onun sözü de yalandır, davası da yalandır!
Çünkü aşık gönlünün derdini, çektiği acıları sevgilisine söylemek için ÇEKMEZ. Hatta bu dert ve sıkıntılar o na zevk vermeli, kendisine bir lütuf olarak görmelidir.

Mustafa Özbağ - 23 Mart 2006

Allah yüce kitabında beyan buyurmuş, o Allah ki neyi vaad etti ve buyurduysa gerçekleştirmiş, tecelli ettirmiş. Yine emrettiği şekilde olacak yeryüzünde kim bozgunculuk yaparsa Allah o nu ibreti alem için yine cezalandıracaktır.


4- Biz kitapta İsrailoğullarına "Şüphesiz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve aşırı bir şekilde azgınlaşacaksınız." diye beyan ettik.

5- Birinci bozgunculuğunuzun cezalandırma vakti geldiğinde, güçlü, kuvvetli kullarımızı üzerinize saldık. Ülkenizin her yerini didik didik ettiler. Bu, mutlaka yerine gelen bir vaad idi.

6- Sonra sizi, üzerinize saldıranlara galip getirdik. Size mallar ve oğullar verdik. Sayınızı çoğalttık.

7- İyilik ederseniz, yaptığınız iyilik kendinizedir. Kötülük yaparsanız o da kendinizedir. Yeryüzünde çıkardığınız ikinci bozgunculuğun cezalandırma vakti gelince sizi, yüzlerinizden keder dökülür hale getirsinler, daha önce girdikleri gibi Mescid-i Aksa'ya girsinler ve ellerine geçirdikleri yeri yıksınlar diye, düşmanlarınızı üzerinize salıvereceğiz.(Taberi tefsiri-İsra süresi)


Sizin(İsrailliler ve yandaşları) bu şekilde fütursuz davranmanızı destekleyen, yeryüzündeki deccal güçleri bile koruyamayacak, sizi kim ve hangi güç görünenler korumaya kalkarsa yer ile yeksan olup tarihin derinliklerinde kaybolmaya mahkum olacaklardır. Bakın bir kez kendinize, daha önce beraber operasyon yaptığınız, karakollarına, sorgu odalarına fütursuzca girip Müslümanları sorgulayıp işkence ettiğiniz, istediğiniz dindarları istediğiniz gibi tehdit ettiğiniz ülkede artık adım atamıyorsunuz. Kimse sizi artık süper güç görmüyor, sizden korkmuyor çekinmiyor ve birileri size DUR! Diyor, mazlumların ahları göğe yükseldi, Allah'ın gadabı yükseldi, vaad ettiği gün geliyor, ey katiller, ey insanlığın vicdanını titretenler, ey insanlığı açlığa susuzluğa, yokluğa terk edenler, ey yeryüzünde terör estiren, hukuksuz, insanlıktan nasibini almamışlar, artık size DUR! Diyenler var artık. Hangi bilmem ne idiğü belirsiz teşkilat sizi aklayacak ki, hangi paçavra gönül sizi destekleyecek ki, hangi kartondan güçler sizin arkanızda duracak ki, zulm ile kim abad olmuş ki siz olacaksınız, bitti insanlığın önünde hesap vereceksiniz, sonunuz geldi, hem de çok yakın… Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor: "Müslümanlar Yahudilerle savaşıp onları öldürmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Öyle ki, Yahudiler, taşların ve ağaçların arkalarına saklanacaklar, taş veya ağaçlar "Ey Müslüman, ey Allanın kulu, işte Yahudi benim arkamdadır. Gel onu öldür." diyecektir. Ancak "Ğarkat" ağacı hariç. Zira o, Yahudi ağaçlarındandır.(Müslim-İmam-ı Hambel)


Mustafa Özbağ - 03 Eylül 2011

TARİKAT SİLSİLEMİZ

Her tarikatın kendi içerisinde bir silsilesi vardır. Bir kimsenin şeyhi var ise, Şeyhinin şeyhi var ise o tarikatın silsilesi vardır, o dergâhın silsilesi vardır. Veya şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhinin şeyhi söylenebiliyorsa o tarikatın silsilesi vardır demektir. Ama bir kimsenin şeyhi yok ise, o kimsenin silsilesi yoktur. O tarikat silsilesi açısından silsilesizdir. Hatta Ehl-i tarikat onu yalancı görür. Ona der ki, senin muhakkak daha önce yaşamış bir şeyhten ders almış olman lazım. Burada neden bunu şart koşmuşlar o kimse ona diyecek çünküonu yap, bunu yapma, buradan atla, buradan atlama, bunu sat, bunu satma, bunu ye, bunu yeme, bunu böyle yap, bunu böyle yapmabu insan nefsine ağır gelen bir şeydir. Kadınların bile zoruna gitmez mi, adama tabi ol itaat et. Şimdi adamlar kuzu gibide kadınlar rahat biraz. Ben babamı düşünüyorum mesela. Babama sabredecek kadın çok zor. Ya her öğün yemek sorulur mu adama, her öğün yemek soruluyor. Sabah kahvaltısı da dâhil. Yani kadın sormadı kendi kafasından bir şey yaptıbunu kime sordundiyor duvarda alıyor soluğu yemek. Şimdi kadına da itaat etmek ağır gelir. Kadın severse adamı zaten itaat anlaşılmaz. Daha adamın bir şeyi işaret etmesi yeterlidir. Kadın işaret ettiği şeyi, adam konuşmadan daha baktı baktığında sadece tamam bitmiştir o. Kadının kocasını sevip sevmediği buradan çıkar meydana. Adam su bardağına baktı boşalmış kadını umrunda değil. Bak dur sen su bardağına. O adamın önemi yok o evde. Evli bayanlar buna size hayat dersi olsun, severse bir kimse bakması yeterdir adamın, bir derviş bir üstadı severse Üstadın bakması yeter ona, bakması ona fazla bile gelir. Baktığı zaman zaten o erir biter. Eğer derviş seviyorsa onu. Bu insanın nefsine en zor gelen şeydir. Sevmek öyle lafla sevmek değil. Herkes lafla seviyor. Buradaki herkeste beni seviyor, beni seven on-onbeş milyon insan var öyle değil mi? Hepsi seviyor beni. Bu noktada sevmiyorlar diye iddia etmiyorum. Ama sevmek hususi bir şeydir. Tarikat silsilesi açısından bir kimsenin şeyhi varsa, Şeyhinin şeyhi varsa şeyhinin şeyhi varsa orada yalancılık yok, silsile var orada.

Devamını oku...

Sayfa 21 / 22

<< Başlangıç < Önceki 21 22 Sonraki > Son >>